25 Ekim Cumartesi
18:08:47
13°
Bulutlu
Facebooktan Takip EtTwitterdan Takip Et
eskisehir26.net


Giriş Yeni Üyelik
Anasayfa - Şehir Rehberi - Eskişehir Hakkında
Ara :

Eskişehir


Eskişehir, Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde bulunan aynı adlı ilin merkezidir. Ortasından Porsuk Çayı geçen şehir, içerisinde Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi'nin bulunması nedeniyle bir öğrenci kenti görünümündedir. 2011 yılının verilerine göre şehir merkezinin toplam nüfusu 648.396'dır.

Met helvası, Nuga helva, Haşhaşlı çörek, Kalabak suyu, Çibörek ve Lületaşı ile meşhurdur. İşlenebilir lületaşı, Türkiye'de yalnız Eskişehir'de çıkarıldığı için Eskişehir taşı olarak bilinir. Türkiye'de Eskişehir ve Sivrihisar dolaylarında yetişen bir çoban köpeği olan akbaş da şehre ait önemli değerlerdendir. Sanat kurumları ve tesisleri ile kültür ve sanatda gelişmiş bir şehirdir. Anadolu Üniversitesi ve büyükşehir belediyesi bünyesinde iki adet senfoni orkestrası bulunmaktadır. Ayrıca her yıl düzenlenen Uluslararası Eskişehir Festivali ile şehirde müzik, tiyatro, resim ve sinema gibi dallarında sergiler ve gösteriler yapılmaktadır.

Eskişehir günümüze kadar değişik uygarlıklar altında varlığını sürdürmüştür. Üzerinde kurulan medeniyetlerden bazıları: Frigya, Bizans, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı İmparatorluğu'dur.

Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı 1. Hava Taktik Komutanlığı ve 1. Hava İkmal ve Bakım Merkez Komutanlığı da Eskişehir'de bulunmaktadır. Ayrıca hem askeri hem de sivil havaalanı (Anadolu Üniversitesi Havaalanı) bulunmaktadır.


Eskişehir'de Türkiye'nin İlkleri

Eski tarihlerde de bir çok ilklere adreslik etmiş coğrafyada, Osmanlı Dönemi ve sonrası Türkiye'nin ilkleri olarak gerçekleşenler

    -Osmanlı'da ilk verginin alınması (Pazar Baçı)
   - Osmanlı'da ilk hutbenin okunması (Osman Bey Dönemi)
    -İlk Temyiz Mahkemesi'nin açılması (1923)
    -İlk Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün kurulması (1925)
    -İlk eğitmen kursunun açılması (1936)
    -İlk Köy Enstitüsü'nün açılması (1940)
    -İlk Türk otomobili Devrim'in üretimi (1961)
    -İlk Türk lokomotifi Karakurt'un üretimi (1961)
    -Dünyada öğrencilerin kanlarını satarak kurduğu ilk tiyatro (1961)
   -İlk akülü yük aracı üretimi
    -İlk cadde süpürme aracı üretimi
    -İlk otobüs yıkama aracı üretimi
    -İlk damperli kamyon üretimi
   -İlk kantar üretimi
   -İlk jet motoru yenilemesi
   -İlk F-16 motoru üretimi
   -İlk helikopter parçası üretimi
  - Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı kupalarını kazanan ilk anadolu futbol takımı (1970-1971)
   -İlk Türk 4x4 ticari aracı olan Türkar'ın üretimi (2009)
   -İlk Yüksek Hızlı Tren seferinin yapıldığı şehir (2009

 


Yunusemre

 

Tarihî hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yûnus Emre,Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beylikleri'nin kurulmaya başladığı 13. yy ortalarından Osmanlı Beyliği'nin filizlenmeye başladığı 14. yy'ın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir Türkmen hocası, şair bir erendir.Yunus Emre uzun bir süre Hacı Bektaş-ı Velî Dergahında çile doldurmuş ve dergaha hizmet etmiştir.

Yûnus'un yaşadığı yıllar, Anadolu Türklüğünün Moğol akın ve yağmalarıyla, iç kavga ve çekişmelerle, siyasî otorite zayıflığıyla, dahası kıtlık ve kuraklıklarla perişan olduğu yıllardır.13. yy'ın ikinci yarısı, sadece siyasî çekişmelerin değil, çeşitli mezhep ve inançların, batınî ve mutezilî görüşlerin de yoğun bir şekilde yayılmaya başladığı bir zamandır. İşte böyle bir ortamda, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî, Ahî Evrân-ı Velî, gibi ilim ve irfan kutuplarıyla birlikte Yûnus Emre, Allah sevgisini, aşk ve güzel ahlakla ilgili düşüncelerini, her türlü batıl inanca karşı, gerçek İslamtasavvufunu işleyerek Türk-İslam birliğinin oluşmasında önemli vazifeler yapmıştır. Yûnus Emre, "Risalet-ün Nushiyye" adlı mesnevîsinin sonunda verdiği; "Söze târîh yedi yüz yediydi. Yûnus cânı bu yolda fidîyidi." Doğduğu yer konusundaki tartışmalar Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy ile Karaman üzerinde yoğunlaşmaktadır. Menakıpnâmelerle şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Babalılardan Taptuk Emre'nin dervişidir. Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgisi Vilayetname'den kaynaklanmaktadır. Yine şiirlerinden tasavvuf yolunu seçtiği, iyi bir öğrenim gördüğü anlaşılmaktadır. Anadolu kentlerini dolaştığı, Azerbaycan ve Şam'a gittiği, Mevlana'yla görüştüğü de bu bilgiler arasındadır.

 

Frig Vadisi

 


Frigler tarihlerinde siyasi ve kültürel olarak Yukarı Sakarya Vadisi'nde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında kalan, klasik dönemde Küçük Frigya olarak adlandırılan bölgede en güçlü ve etkin olmuşlardır.

Antik Frigya'nın kalbi olan Midas Anıtı ya da diğer adıyla Yazılıkaya, Eskişehir il merkezine 80 km uzaklıkta olup, Han ilçesi sınırları içerisindedir. Bölgede kapadokya bölgesindeki peribacalarını andıran bir çok anıt ve doğal coğrafik yontuya rastlamak mümkündür.

 

Frig Vadileri, Eskişehir'in güneydoğusunda, Türkmen Dağı'nın güneyindeki, Midas - Yazılıkaya Vadisi ve Kümbet Vadisi; Eskişehir'in güneyinde, Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya il sınırlarının kesiştiği, Türkmen Dağı'nın güneyindeki, Köhnüş Vadisi ve Karababa Vadisi; Eskişehir'in güneybatısında, Eskişehir ve Kütahya il sınırlarının birleştiği, Türkmen Dağı'nın kuzeyindeki küçük vadilerden oluşmaktadır.

 

Yazılıkaya

 


Yazılıkaya, Eskişehir yakınlarında ve Anadolu'nun ilk halklarından Friglerin en önemli dini merkezi... Frig yazısı henüz çözülemediği için bu büyük dini merkezdeki anıt kayada neler yazdığı bilinmiyor... Bir gün,Yazılıkaya'nın sırrı çözüldüğünde insanlık tarihinde yeni bir sayfa açılacak...

Kaya özenle yontulmuş... Geometrik şekillerle süslenmiş... Anıt yapılmış... Üzerine yazılar yazılmış... Latin abecesindeki büyük harflerle ''BABA'' yazıyor... ''ATES'' yazıyor... Satır uzayıp gidiyor... Uzayıp giden satırda Latin abecesindekilere benzemeyen harfler Yunan abecesine benzer harflere dönüşüyor... Frig yazısı okunuyor fakat ne yazdığı henüz anlaşılamıyor. Üzerindeki yazılara anlam verilemeyen kayaya ''Yazılıkaya'' deniyor.

Yazılıkaya, bir Frig eseri... Yazılıkaya, Yazılıkaya köyünde... Yazılıkaya köyü Seyitgazi ilçesinde... Seyitgazi ilçesi Eskişehir'de... Hey koca Anadolu hey... Her köşesi başka bir tarih.... Frigya, ayrı bir tarih...

Arkeoloji Müzesi

 


Eskişehir Arkeoloji Müzesi, zengin koleksiyonu ile Türkiye'nin önemli müzeleri arasında yer almaktadır. Ağırlıklı olarak Eskişehir ve Bilecik gibi çevresindeki illerde bulunan ören yerlerinden ele geçen eserlerden oluşan bu koleksiyon özellikle Phrygia halkının kültürel tarihi hakkında günümüze önemli bilgiler iletmektedir. Müze aynı zamanda Dorylaion (Şarhöyük, Eskişehir, Merkez); Pessinus (Ballıhisar, Sivrihisar), Çavlum Köyü Eski Hitit Nekropolü (Merkez, Alpu yolu), Demircihöyük (Çukurhisar yakınları), Küllüoba (Seyitgazi yakınları)  gibi yerlerde yapılan bilimsel arkeolojik kazıların buluntularını da barındırmaktadır.

Ne yazık ki Eskişehir Arkeoloji Müzesi yaklaşık 8-9 yıldır ziyarete kapalıdır. Müze binası artan eser sayısı nedeniyle artık ihtiyaçları karşılayamamaktaydı; güzel pek çok eser yer olmadığı için sergilenememektekteydi; ve depolama ve koruma amaçlı mekanlar ile müze uzmanlarının ofisleri yetersiz durumda idi. Bu nedenle daha geniş ve modern bir binanın yapımı için müze ziyarete kapatılmış, inşaat için faaliyetler başlamış, ancak ödeneksizlik ve diğer başka aksilikler nedeniyle gerçekleştirilememiştir. Ancak, bugünlerde bu konuda yeni bazı gelişmeler olmaktadır. Muhtemelen 2008-2009 yıllarında Eskişehir tekrar müzesine kavuşacaktır. (bu konuda detayları kesinleştiğinde size aktaracağım).

Dolayısıyla bugün sadece önünden geçerken bahçesinde bulunan taş eserleri dışarıdan görebileceğiniz bir müze konumundadır. Ancak müzenin idari kısmı çalışmalarını sürdürmektedir. Eskişehir Arkeoloji Müzesi çalışanları, Eskişehir ilinde kurtarma kazıları düzenlemekte, koleksiyonlarını her geçen gün zenginleştirmekte ve okullarda ve diğer resmi kurumlarda konferanslar düzenleyerek Türkiye'nin kültürel mirasını gençlerimize ve Eskişehir halkına tanıtmaktadırlar.

 

Lületaşı

 


Eskişehir ilinin batısında, kuzeydoğusunda ve güneydoğusunda bulunan, sahalarda, yüzeyle 300 metreyi aşan derinlikler arasında, içinde dağınık yumrular halinde lületaşı bulunan başkalaşım katmanlarına rastlanır. Taşı elde edebilmek için yüzeyden itibaren dik inen kuyular kazılır. Toprak içinde kolayca ayırdedilen başkalaşım katmanlarına ulaşıldığında, bu katmanı takip eden yatay tüneller açılarak lületaşı yumruları aranır. Bazı bölgelerde lületaşı tabakaları yeraltı suları seviyesinden daha aşağıdadır. Buralardan lületaşı çıkarabilmek için önce suyun boşaltılması gerekmektedir. Lületaşı çıkarılmasında büyük ölçüde insan gücünden ve uzun yıllar sonucunda kazanılmış kişisel tecrübelerden ve sezgilerden yararlanılır.

Çok hafif ve gözenekli olan lületaşı kurutulduktan sonra tekrar neme veya herhangi bir gaza maruz kalırsa bu nemi veya gazı büyük ölçüde emer, tekrar kururken de bu nemin veya gazın içindeki artıkları bünyesinde tutar. Bu temel özelliği dolayısıyla çok uygun bir pipo malzemesi, aynı zamanda pek çok sanayi dalında iyi bir emici, filtre, yalıtım ve dolgu malzemesidir. Yaklaşık 300 yıldır büyük ölçüde dünyanın en kıymetli pipolarının yapımında kullanılan lületaşı, ilerleyen teknolojiye paralel olarak sanayide de vazgeçilmez bir yardımcı madde haline gelmiştir.

 

Odunpazarı Evleri

 


Odunpazarı semtinde koruma altına alınan tarihi Osmanlı evleridir. Odunpazarı Evleri Yaşatma Projesi kapsamında Beyler Sokak’ta bulunan 27 evin çatı ve dış cephe restorasyonu yapılmıştır.Yapılacak 2. Etap çalışmalarında 3 sokakta 13'ü tarihi eser niteliği taşıyan 37 binanın sağlıklaştırma ve restorasyon çalışması yapılacaktır. Çalışmalar sonucunda Eskişehir'e yılda 250 bin turist, 5 bin kişilik istihdam ve 50 milyon YTL'lik ekonomik girdi sağlaması planlanmaktadır. Hayata geçirilmeye başlanan proje kapsamında Odunpazaraı semti 2008 yılı içinde 100 bin turist ağırlamıştır.

 

 

 


TARİHİ YERLER

Kurşunlu Cami:

Odunpazarı semtinde, Paşa Mahallesi' ndedir. Merdivenli kapıdan girildiğinde ortada şadırvan, sağ tarafta menzilhane, sol tarafta aşhane, karşıda cami görülür. Bu cami, Veziri-sanî Mustafa Paşa tarafından 1525 yılında yaptırılmıştır.

Cami 1961-1962 yıllarında yenilenmiştir. Caminin arkasındaki büyük kubbeli semahane, medrese odaları ve ön taraftaki sütunlu açık mekân, buranın bir Mevlevi tekkesi olduğunu kanıtlamaktadır.

 



 

Seyyit Battal Gazi Külliyesi:
Seyitgazi İlçesinde, 150 metre yüksekliğinde Üçler Tepesi' nin doğuya bakan yamaçları üzerindedir. Bu külliye Seyyit Battal Gazi' ye ithafen yaptırılmıştır (1207 - 1209).

Anadolu'nun Bizans İmparatorluğu egemenliği altında bulunduğu M.S. 700 yıllarında, İslamiyet henüz Anadolu içlerine yayılmamıştı. İslamiyeti kabul etmiş olan Emeviler doğudan sık sık Bizans'a karşı Anadolu' nun içlerine akın yaparak Anadolu' yu ele geçirmek ve İslamiyeti yaymak istemişlerdir. 720-740 yıllarında sıklaşan bu akınlardan birinde Seyyit Battal Gazi lakabı ile anılan bu efsaneleşmiş halk kahramanı, bugünkü Seyitgazi ilçesinin bulunduğu (antik adı Nakolea) Mesih Kalesi olarak bilinen bölgede 740 yılında şehit düşmüştür. Bizans'a karşı yapılan savaşlarda büyük kahramanlıklar gösteren ve İslamiyetin Anadolu' da yayılmasında büyük katkısı olan, yıllar yılı nesilden nesile kahramanlıkları anlatılan Seyyit Battal Gazi adına 1207-1208 yıllarında Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaattin Keykubat' ın annesi Ümmühan Hatun tarafından türbe ve cami yaptırılmıştır. Daha sonra Ümmühan Hatun için de burda iki katlı eyvan biçiminde bir türbe eklenmiştir. Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişme dönemlerinde; onarım, yeniden yapım eklemelerle yapılan topluluk külliye halini almıştır. Osmanlı Devleti döneminde vakıflaştırılmış Cumhuriyet Dönemi' ne kadar dini eğitim, tören ve toplantıların yapıldığı medrese ve tekke olarak kullanılmıştır.

Bugün mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan ve 1954 yılına kadar harap bir durumda bulunan külliye, bu tarihte yapılan geniş bir restorasyon çalışması ve çevre düzenlemesi ile bugünkü durumuna getirilmiştir. Yapılan ışıklandırma sistemi ile geceleri aydınlatılmakta, etkileyici görünümü, turistik ve dini amaçlı ziyaretçileri ile Seyitgazi ilçesine canlılık kazandırmaktadır.

 


Şeyh Edebali Türbesi:
Şeyh Edebali, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Beyin kayınpederidir. Şeyh Edebalı uzun bir hayat sürdükten sonra 726 ( 1326 ) yılında Bilecik'te vefat etti. Şeyh Edebali adına Eskişehir Odunpazarı mezarlığı' nda  adına bir türbe yapılmıştır. Türbe, II. Abdülhamit tarafından restore edilmiştir.

 

 

 


 

Şeyh Şahabattin Türbesi:
İçinde iki sanduka bulunan ve yeni bir dikdörtgen yapı olan türbe, Kurşunlu Camiisi' nin batısında yer almaktadır


Yunusemre Külliyesi ve Türbesi:
Eskişehir Mihalıcçık ilçesi Yunusemre beldesinde (Sarıköy) dir. Eskişehir-Ankara demiryolu yakınından geçmektedir. Yunusemre bu dünyada yaşayan insanları sevgiye, birlik ve beraberliğe çağıran bir hak aşığıdır.

Mezartaşının ön cephesinde yazılı olan "Gelin Tanış Olalım, İşi Kolay Kılalım, Sevelim Sevilelim, Bu Dünya Kimseye Kalmaz" sözlerinde Yunus Emre'nin yaşam felsefesi özetlenmektedir.

 


 

Nasrettin Hoca'nın Evi:
Ünlü mizah ustası Nasrettin Hoca, 605 (1208-1209) yılında Sivrihisar'ın Hortu köyünde doğmuştur. İlk bilgilerini köy imamı olan babasının yanında öğrenmiştir. Daha sonra Akşehir' e giderek Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim gibi devrin tanınmış alim ve ariflerinden bilgi öğrenmiş, nasip almıştır.

Hocanın ayrıca Konya Medresesi' nde okuduğu, Akşehir' de, Sivrihisar' da ders okutup imamlık ve hatiplik yaptığı sanılmaktadır. Bundan başka hocaya ait olduğu ileri sürülen eski bir mezar taşı üzerindeki vefatı 683 (1284) dür. Mezarı Konya ili Akşehir ilçesindedir.

Nasrettin Hoca adı, zekası ve fıkralarıyla dünyaca tanınmış bir halk filozofudur. Hoca' nın hayat, tabiat ve cemiyet içindeki insanı, keskin görüşler ve zeki söyleyişlerle karikatürize eden nükteleri yalnız bir milleti değil, bütün insanlığı tatmin edecek değerde olduğundan bu Türk zekası başka milletler arasında da tanınmış ve sevilmiştir. Türk halk zekası ise, bu nüktelerde kendi mizah dehasını bularak onları sevmiş, yaymış, bütünlemiş ve çoğalmıştır. Nasrettin Hoca Fıkraları batı dillerine de çevrilmiştir. Nasrettin Hoca İran, Mısır, Irak gibi ülkelerde, Kafkaslarda, Balkan ülkelerinde ve Avrupa ülkelerinde de tanınan ünlü bir mizah ustasıdır.

 


Doğanlı Kale:
Bu kale, Seyitgazi ilçesinin Çukurca Köyü yakınındadır. Kalenin üst kısmındaki kaya "doğan" a benzediğinden bu ismi almıştır. Bir Frig eseri olan Doğanlı Kale'nin iç kısmına, Bizans ve Roma çağlarında, yeraltı geçitleri ve mezar ilave edilmiştir.Yapı, içindeki merdivenler ve odalarla delik deşik bir görünüm sergilemektedir.

 

 


 

Gerdek Kaya Anıtı:
Çukurca Köyü'nün 500 m güneybatısında bulunan bir 'mezar anıtıdır. Dor stili bir tapınak cephesi taklit edilerek oyulmuş bu mezar anıtında, içerlek iki kapı ile iki ölü odasına girilmektedir.Cephesi doğuya bakan bu anıt, Yunan-Roma Çağı'nı anlatmaktadır. Alınlığın üstündeki kaya çıkıntısı üzerinde, başsız bir aslan figürü de görülmektedir.

 

 

 



Yazılıkaya (Midas Kenti):
Çiftelere 39 km uzaklıkta bulunan Yazılıkaya, binlerce yıl önce kayalık bir platform üzerine kurulmuştur. 1315 metre yükseklikte, dikdörtgen şeklindeki, Frigya yaylası üzerinde bulunmaktadır.

Roma devrindeki yazarlar, bu bölgenin havasının sağlıklı ve toprağının bereketli olduğundan söz etmişlerdir.Bardakçı Suyu da bu bölgeden geçmektedir. Midas Anıtı, Frigya sanatının tipik bir örneğidir. Bu anıt, bir mezar anıtı olmayıp, Frigya'da pek çok kaya anıtı örneğinde görüldüğü gibi, bir Kybele (Ana Tanrıça) heykeli koymak üzere yapılmıştır. Anıtın üzerinde Frig yazıları olduğundan "YAZILIKAYA", yazılarda ise "MİDAS" adı geçtiğinden "MİDAS AMİTİ" denmiştir. Kült anıttır. Midas Anıtı'nın M. Ö. 550 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Kaya üzerinde, bir tapınağın cephesi biçiminde işlenmiştir. Cephesi doğuya bakmaktadır. Anıtın en ilginç yönü, üzerinde henüz çözülememiş olan ve ilk kez 1839 yılında Ch. Texiker tarafından yayınlanan, üç yazıtın bulunmasıdır.

Birinci Yazıt:
Alınlığın üzerindeki kaya çıkıntısı üzerinde bulunan 11 m uzunluğunda ve 45 cm büyüklüğündeki harflerin yazılı olduğu bir yazıttır. Frig dili ile ilintili "ATEŞ" ve "MİDAİ" sözcükleri belirgin olarak okunmaktadır. Ateş, Frigliler'in bir tanrısıdır. Midai, efsanelere göre Kral Midas'ın annesi ve ürünlerin koruyucusudur.Aynı zamanda, demirin keşfi de bu tanrıçayla ilgilidir. Bu yüzden, bu anıt ile demir endüstrisi kökeni arasında bir bağlantı vardır. 

 

İkinci Yazıt:
Midas Anıtı' nın iki ucunda dikdörtgen şeklindeki bir girintinin, dip duvar ve yan duvarı üzerinde, 45 cmlik harflerle işlenmiş bir yazıttır.

Üçüncü Yazıt:
Kuzey taraftaki dikdörtgen dikmenin üzerinde, yukarıdan aşağı 25 cm büyüklüğündeki harflerle yazılmıştır. Yazıtın başındaki "BABA" sözcüğü belirgin olarak okunmaktadır.

 


Küçük Yazılıkaya:
Midas Anıtı'nın, 210 metre güneybatısında yukarıdan aşağıya işlenmeye, oyulmaya başlanmış; ancak alt kısmı işlenilmeden kalmış bir anıttır. Midas Anıtı ile benzer yönleri vardır. Üstte süslü bir alınlık, iki yanda geometrik motifler yine üstte yatay bir motifle birleşir. Anıtın işlenmiş kısmı, 180 metredir. Bu anıtın da Midas Anıtı gibi, dinsel törenlerde kullanılmak için yapılmaya başlanmış olduğu sanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 


 

Kümbet Asar Kalesi:
Kümbet Vadisi'ndeki bu kale, Frig Çağı'nın özelliklerini taşır. Kayaya oyulmuş merdivenler, yeraltı geçitleri, kaya yüzlerine işlenmiş geometrik süslemeler, tipik Frig Kaya Kalesi'nin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.


Yapıldak Asar Kale:
Kümbet Vadisi'nin güneyinde, Yapıldak Köyü'nün kuzeybatısındadır.

 

 

 

 


Ballık Kale:
Kümbet'in doğusun-dadır. Tipik bir Frig yerleşim yeri ve gözetleme kalesi örneğidir.


Keskaya:
Karacaalan Köyü'nün batısındadır. 1953 yılında, taş blokları buradan Eskişehir'e taşınarak, Merkez Bankası'nın inşasında kullanılmıştır.


Arezastis Anıt:
Midas Kenti'nin 1500 m kuzeyindeki bir kayanın içi oyularak yapılmış bir anıttır. Bu anıtın alınlığının sağ üstündeki yazıtta, "Arezastis" sözcüğü okunabildiği için bu isim verilmiştir. Anıt 7 m yükseklikteki dik bir yüzeyin üstündedir. Bu anıtın, en ilginç yönü de Frig yazıtlarını çok iyi taşımasıdır. Bu anıtın 674 yılından önce yapıldığı ve dinsel törenler için kullanıldığı sanılmaktadır.


Bahşayiş Anıt:
Bahşayiş Köyü yakınındadır (Kümbet'in 7 km güneyinde). Motiflerle süslenmiştir. Bu anıtın da diğerleri gibi dinî törenler için kullanıldığı varsayılmaktadır. Anıtın arkasında, kayaya oyulmuş bir mezar odası bulunmaktadır.


Salon Mezar:
Yazılıkaya kabartmasının batısında, kayaya oyulmuş bir Frig eserdir. Kapısının üzerinde, karşılıklı iki aslan kabartması görülmektedir.


Alemşah Kümbeti:
Sivrihisar'da bulunan bu kümbet, Selçuklular tarafından, 1321 yılında. Melik Şah'ın kardeşi Sultan Şah adına yapılmıştır. Çatısı, piramit tarzındadır. Tarihî bir yapı olan bu kümbet, biri mescit, diğeri mezar olmak üzere iki katlıdır.

 

 

 

 

 

 


 

Ulucami (Emineddin-i Mikail Camii):
Sivrihisar İlçesi'nde bulunan ve kervansaray olarak kullanılan bu eser, 1257 yılında E. Mikail tarafından camiye çevrilmiştir. En ilginç yönü, düz çatısını 67 adet ağaç sütunun taşımasıdır.

 

 

 

 

 

 


 

Pessinus Şehri:
Sivrihisar ilçesinin 16 km güneyindeki Ballıhisar köyünde, "Tanrıça Kybele" adına, Frigyalı'lar tarafından kurulmuştur. Helenizm Çağı'nda, bu bölgeye akın eden Galatlar'ın bir kabilesi olan Tolistoboglar, bu yöreye yerleşmişler ve Pessinus, başkentleri olmuştur. Pessinus, Bergama Krallığı döneminde en parlak dönemini yaşamıştır. Bergama Krallığı, eski Pessinus Tapınağı'nın yerine Grek stilinde bir mermer tapınak yaptırmış ve süslemiştir. Bu tapınak, her yıl dini bayramlar sırasında kurulan panayıra, büyük bir canlılık getirmiştir. Grek hakimiyetinde iken şehrin planlan yeniden düzeltilmiş, meclis binası, yolları, kanalı, çarşı ve tiyatrosu kurulmuştur.

 

 

eskisehir26.net
Eskişehir’in En Büyük Şehir Portalı © Copyright 2010 - 2014 eskisehir26.net Her Hakkı Saklıdır.

eskişehir

emlak

eskişehir emlak

eskişehir konut

eskişehir haber

eskişehir seri

eskişehir iş

eskişehir eleman

eskişehir oto

ikinci el eskişehir

eskişehirspor

eskişehir ev
hava durumu eskişehir
emlak eskişehir
www eskişehir